Sana yemin ederim daha önce hiç bu kadar hasta olmamistim. Midem hiçbir seyi kabul etmiyor artık, nasıl kurtlar kemirdiyse, içeride yemeye içmeye hiç yer ayrilmamis gibi duruyor. Artik bakislarim da anlamsiz bu sebepten, bayginim titremelerden. Çok daha kötüye gidiyorum doktor. Yine mi önerin yok ve bunlari da öylece dinleyecek misin, ölüyorum diyorum??
Tavsiyeni dinledim yaziyorum söylediklerini & söylediklerimi, Yeraltindan da mi Notlar bekleyeceksin benden doktor, konussana.. Denendi o, Dosteyevski yazdı yeraltindan, bana da yazdırma istersen.
Hastaligimdan da ötesi var tabi her zamanki gibi, öfke doluyum yine önemli derecede doktor. Cigerlerim çürüdü yetmez gibi, kanıyor hergün. Bu gördüklerim de sanaldır belki.. Yok, hayır hayır eminim.. Komsular yumruklar oldu duvarları öksürüğümden.. Yoksa benim komþum yok muydu ya, onlar da benim gibi miydi, hastanede miydim en son. Kafam çok karisti yine.. Neyse, öksürüyorum degil mi, midemin bulandigini da bi çırpıda ordan anlayabilmen lazim aslinda.
Koltuguma uzanmadan çok konustum yine. Sen bakmiyorsun kusura biliyorum da, oturmayinca da somuta takiliyor kancalarimiz galiba. Uzanirsam baslayacagim özel dünyamizin günlerinden birini paylasmaya.. 15 nisana götürecegim bizi..
Epeydir yokum, özlemissindir beni. Biraz geçmise gidecegiz mecburen, defterlerime günleri not almisim.. Bununla baslamak istedim.
Yagmurlu bir gün, hava dehset karanlik, sabah karanlik. Uyandim tabi her lanet güne uyandigim gibi.. Bugün de bir metamorfoza tabii olmadan patilerimi hastanemizin muhtesem temiz zeminine indirdim. önde çikan biçimsiz, hastaliktan cilizlasmis patilerimi saymazsak, yerdekiler iki taneydi, bugün de insan evladiyim dedim, güldüm en salak halimi takýnarak. Sen söylemistin hatirlarsan digerlerine en benzedigim an güldügüm andi... Hala böyle mi diyorsun bilmem, malum son depremde dislerimi de kirdik ikimiz seninle birlikte. Agrilarimi engellemek adina bir ise giristik ama, gülünce neye benziyorum artik eksiklerimle... hmm bu soruyu sormadim varsayalim.
Geri döndüm.. Ayaklarimda derman yok, basmak istiyorum, yüzey kayiyor, kollarim titremeye basladi.. gülümsememin yerini, karıncanin antenleri sürekli açik olsa da her hareketinde sallanan kafasi gibi bi hal alan aklimin marsa uçtugunu isaret ettigini ispatlar bi iklim aldi. Karsimda kocaman bir sahne belirdi doktor. Senfoni, seni beni hepimizi kendimizi alacak türden.. Melekler basrolde.. beyaz bi uçus olacak bu sefer dedim.. Bu sefer güzel.. Bu sefer az acili belki, hatta acisiz.. Blank Infinity miydi? Neden unuttum, neydi.. Ellerime baktim hemen.. öylece kurumus ellerim bile yesile çaliyor artik, dallarim kurumamis gibi sanki hiç.. karsimda sahne doktor, kocaman.. Her yer kirmizi savruluyor saçlarim, rüzgar var, çok var hem de, dedim ya nisan aylardan, bahar.. normal hava.. normal hepsi, güzel hatta.. çok mutluydum doktor.. köklerime bile su degdi o an, hissettim beslendigimi, gözyaslarim... onlar da var, bak notlarima yazmisim, aglamisim da.. agladim o gun, hmmm, evet agladim da... bombostu ellerim, tek basima bi ormanda.. Herseyi de bir bakista kavrayabiliyorum o an.. çok korkuyorum.. anlamaktan korkuyorum..
Bu bir ahmaklik, bu bir mistisizm, bu kaçak bir hal mi cehennemden. Melekler önümde hala.. iste napiyorum ben, alkis mi tutmaliydim..
Görürler miydi beni, bilemedim, ah ben bilemedim doktor. Tut ellerimi nolur, bari sen.. Sustur içimdekileri. Iyi ki varmışım oraya doktor, iyi ki ben varmışım (yok değil)..
6 Eylül 2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder