Kalakaldım, kendimli gibi görünen kendinden uzak kendimle kalakaldım öylece. ....
Söylesem inanmazsin, anlatsam anlamazsın kliselerine (malesef ki) gebe bir dunyanin ortasinda, piyasaya sürülen ama elde patlayip geri toplanan ve imha edilmeye hazir bozuk bir plak gibi, bir köşede kendi devirlerimi kendi pikabımda gayet düzgün yapabilirken bozuk damgasıyla bir istanbul çöplüğüne savruluverdim. ....
Bir ışık görür müyüm diye eğilip bükülürken, titreyen ışığın aslında ta kendisi olduğumu farketmeden, daha da çöp dökülüp gömüldükçe gömülüverdim derinlere, dirensem de......
Korkup da korkmuyordum, ellerim; göğüs kafesime sığmayan yalın ayak kalbimde öylece, hayalin ortasinda gibi, sisli bir camın ardında kalakaldım. Öyle bir camdı ki bu, çerçevesi yok, ardını gösterirliği yok.. Yok gibi sanki, ya da duvar gibi mi?.... Ne ki?
Karanlık pencerenin ardinda üzerimde tonlarca yükle terkedilmiş bir bedenin içindeydim. Otobüsü mü kaçırmıştım acaba molada, en son ne yapıyordum ki mola yerinde, uçurumdan sarkmaca mı oynuyordum. Hayal meyal.. Öyle miydi..
Çok uzaklarda bir şarkı da eşlik ediyordu sanki meyalime...
Feel my heart burning
Deep inside... yearning
I know it is coming
hilala' 2010
19 Nisan 2010 Pazartesi
Yazıyla iki
Düşüyor, düşüyorum... Daha fazla alçalabilir mi bir beden?.. Daha da dibe gidebilir mi, girebilir mi bir ruh? Beden mi yoksa ruh mu daha da alçalır beklenenden.. Peki kim bekler, kim umursar, kim ki tüm etraftakiler, etrafımdakiler, etrafındakiler...
Ölüyor, diriliyorum.. Dirilirken mi acırdı ellerim, yoksa boğarken mi kendimi bir bardak kanın içinde.. Kan mı kirlenir acaba ellerimden, yoksa bardak mı kırılır sakarlığımdan.. Ve hangi durumda daha çok kan sıçrar ellerimden acaba; katlederken mi kendimi, yoksa katledilişimi seyrederken mi kirlenmiş camlar ardından..
Ölüyor, diriliyorum.. Dirilirken mi acırdı ellerim, yoksa boğarken mi kendimi bir bardak kanın içinde.. Kan mı kirlenir acaba ellerimden, yoksa bardak mı kırılır sakarlığımdan.. Ve hangi durumda daha çok kan sıçrar ellerimden acaba; katlederken mi kendimi, yoksa katledilişimi seyrederken mi kirlenmiş camlar ardından..
Yazıyla bir
Hangi hücreme dokunsam acıyorken baslamıştım bu satırlara. Ilk cümlede bir zaman tanımlaması yapmak gereksizdi belki ama acılarım vuruyordu işte tüm bedenime, sarsılmaz yanlarım dediklerim en derinden sarsılırken başlamak durumunda kaldım tüm bu çizgilere. Çizgiler dedim karalamalarım için ama, ilkokula basladigimiz dönemdeki gibi... Sadece cizgilerdi belki yazdıklarım, anlamsız çizgiler; kim bilir belki de kimse okumazdı...
Tutulmaz acı zamanlar silsilesiyle mücadele etmek kimi zaman yersiz görünse de hayat! denilip gecemiyordu insan. Hele ki icinizde hem melegi hem seytani birbirlerine cok müdahale etmeden dansettirmeye çalışırsanız en zor savaşlardan birinin içindesiniz demektir. Ne iyisinizdir ne kötü, ne mutlusunuzdur ne mutsuz, ne kendiniz olabilirsiniz hatta ne de başkası... Öylesine sürüklenirsiniz; 2 kere 2 dört etmez der dururken aslında "2 kere 2 dört" ün en büyük savunucusu da aslında yine siz olursunuz. Aynı şarkıyı şimdi olduğu gibi binlerce kere dinlersiniz ama yine de bıkmazsınız. Belki.. Kimse böyle yalnız olamaz... Yoksa hepimiz mi böyleyiz ?..
Tutulmaz acı zamanlar silsilesiyle mücadele etmek kimi zaman yersiz görünse de hayat! denilip gecemiyordu insan. Hele ki icinizde hem melegi hem seytani birbirlerine cok müdahale etmeden dansettirmeye çalışırsanız en zor savaşlardan birinin içindesiniz demektir. Ne iyisinizdir ne kötü, ne mutlusunuzdur ne mutsuz, ne kendiniz olabilirsiniz hatta ne de başkası... Öylesine sürüklenirsiniz; 2 kere 2 dört etmez der dururken aslında "2 kere 2 dört" ün en büyük savunucusu da aslında yine siz olursunuz. Aynı şarkıyı şimdi olduğu gibi binlerce kere dinlersiniz ama yine de bıkmazsınız. Belki.. Kimse böyle yalnız olamaz... Yoksa hepimiz mi böyleyiz ?..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)