27 Temmuz 2011 Çarşamba

Yazıyla sekiz

Bir kere daha üzülmek için nelere ihtiyaç vardır acaba?
bir adet konuya mı, bir adet insana mı?? nedir birinciden sonra gelen sıradaki üzülmelerin gerek ve yeter şartları...
sağ - sol, yukarı - aşağı, kuzey - güney , doğu - batı .. coğrafyada öğrendiğin hangi yöne baksan neden duvardır kimi zaman.. neden tüm rüzgarlar aslında tüm yönlerden eser?? neden sonunda hep terkedilen bir deliyi oynama rolü bana adanmıştır.. küçücük bir odada yalnızlıktan bir ucubeye dönüşünce mi rahatlar kader denen kahrım.. yok mudur bunun grup indirimi .. katılıyorum çünkü istisnasız tüm benlerimle, tüm oyunlara, hem de sabit rolümle..
kim görse neden ezmeye çalışırdı ki başımı, neydi bunun açıklaması, çok mu sessizdim yoksa sessizligimden de çok kimsesiz miydim, bilemedim.
halbuki bir kere bile psikozlarınızla uyumaya çalışmadınız siz bedenimi ezmeye çalışanlar.. bir kere bile korkuyu tatmadı o küçük beyinleriniz.. diri diri yanmadınız ben gibi, ya da damarlarınız ucuca eklenip hiç ip atlanmadı üzerlerinde.. her gece çiğ çiğ kemirilmedi etleriniz, kanamadı boş yere tüm hücrelereniz... kanınız çekildikçe hissetmediniz ölümün soğukluğunu.. korku nedir bilmeden, nedir benim ürkekliğimle derdiniz, siz de kimsiniz..
yakında sabun yapılacak bir bedenim artık-ruhum çoktan kayıp... çürümüş, kokuşmuş birçok şey gibi paramparça ettiniz, bağladınız zincirlerle kırbaçladınız hatta öldüresiye.. ezilmekten tüm enerjim emildi, son kez nefes alayım derken, yine gömülüyorum mezarlıktan farksız kendi içime.. öyle bir şey söylenmeli ki artık, " hepimiz aslında ölüyüz" gibi birşey söylenmeli ki, hayatı ciddiye almaya başlayım.. yoksa bitti, bitti yoksa, bitik hepsi, hepimiz, hepsi, bitti tabi.... hediye ruhum göktekine.. beğenmeyecek gerçi o da, dolanmıştım çoktan sayenizde tüm yalanlara, kokuşmuşluklara..

25 Ekim 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder