28 Mayıs 2010 Cuma

Yazıyla beş

Bugün neden ışıklar kapalı konuşuyoruz anlamadım, yeni bir yöntem mi deniyorsun üzerimde anlamadım dostum. Hadiii, klasik deli hastalarından birinin yerine koyma beni, çocukluğuma falan inmeyeceğiz umarım. Hem dur bakalım, daha sen var mısın, yok musun, sanrı mısın nesin kanıtlamadık değil mi, diyordu, bir taraftan kapalı olmayan perdeleri açmaya çalışarak ve hatta gün ışığının son damlasına kadar içeri girdiği bu ortamı neydi karanlık gösteren onu öğrenerek başlamak gerekiyordu.

Dün çok acayip şeyler gördüm dostum inanmazsın. İnanmamanın umurumda olmadığını da bin kere hatırlatmak istemem, benim gördüklerim var sadece siz eksik akıllar bunu göremiyorsunuz. Bunda hemfikiriz…

Neresinden başlanır,,, ama önce hemen müziği açıyoruz, draconian – death come near me, sebebine geleceğim birazdan.. çabuk, çabuk tek kelimesini, tek sahnesini atlamak istemiyorum… şarkı uzun 10 dakika olması lazım ama yetmeyecek anlattıklarıma, ayarla sürekli tekrar etsin..

Uzandı, en düşünceli hallerinden birini takınarak… Kapalı gözbebeklerinin içinden oynayan göz yuvarlarını farketmek güç değildi, rüyasında konuşan bir uyurgezer gibi başlayacaktı yine sözlerine.. ELEGEIA (ağıt demekmiş yunanca, bu da kendi deyimi, seçtiği parçaların bazıları için arada kullanıyoruz) başladı ve hazırdık…

Bir anda death come near me çalmaya başladı, dostum ve her zamanki gibi yalın ayak yürümeye başladım. Her yer gri, siyah, beyaz.. Taşkışladaydım.. Orta avluda.. Etrafta canlı cansız, hareketli hareketsiz heykeller, yaratıklar, karartılar, gölgeler, fısıltılar.. Kocaman böcekler, yılanlar, çıyanlar, etraf savaş alanı gibi… Havuzun suyu simsiyah – balçıkla karışık kan gibi, yoğun.. Havuzun başında bir aslan heykeli vardır, ağzından su saçar güya havuza, orası burası kırıktır… O bile canlanmış, gözleri oyuk – bacakları kopuk ama tüm bunlara rağmen heybetli ki heybetli.. Siyah beyaz bir filmin ortasında gibiyim, dostum…

Ve karmaşanın ortasından bir yol açık, sanki benim için özel hazırlanmış, görmeni isterdim o koca koca varlıklar bu yola yaklaşmıyor, ortasından ben yürüyorum diye.

Haha deyip gülüyor, gözlerini de açıp hafifçe doğrularak, gerçek hayatta meşhur olamadık ya o sebeple hazırlanmışlar tabi, müzik seçimi – müzisyeni koruma anlayışı vs.. her şey kusursuz.. Bir konser hatta bir düğün gibi hazırlanmış, sanki four seasonsdayız, dedikten sonra kapatıyor gözlerini yine, gülmek de hiç yakışmıyor be dostum, serde güzel durmuyor, biliyorum...

Kapattığı gözleri kan çanağı... Kapattığı gözlerinden kan damlayacak sanıyorum, korkuyla...

hilala' 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder